Gençlere Nasihatları
Öfkelenmeyin
Öfkelenmeyin
Ebû Said el-Hudri (r.a.)anlatıyor:
Allah Resûlü şöyle buyurdu:
“Dikkat edin! Öfke, Ademoğlunun kalbinde yanan bir ateş parçasıdır. Onun şah damarının şişmesini ve gözlerinin kızarmasını görmüyor musunuz?! Kendisine bu hal gelen kimse hemen alnını yere koysun.”
Tirmizî
Bir başka konuşmasında ise Allah Resûlü (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır:
“Öfke, Ademoğlunun iki gözü arasında yanan cehennem ateşlerinden bir ateş parçasıdır. Öfkelendiğinde gözlerinin kızarmasını görmüyor musunuz?!”
Allah Resûlü (s.a.v.) bir diğer konuşmasında bu şeytani dürtüyü yenmenin yolunu ve çarelerini şöyle açıklamıştır:
“Ayakta ise otursun; oturuyorsa ayağa kalksın.”
Öyleyse... Öfke, gözlerin kızarmasına ve ışıl ışıl yanmasına neden olmakta, şah damarlarının şişmesine ve ardından da kanın kalpten başa doğru hızla akmasına neden olmaktadır. Halk dilinde buna ‘kan beynine sıçradı’ denmektedir. Tıp sözlüğünde ise bu hal ‘tansiyon yükselmesi’ biçiminde tanımlanmaktadır. Hiç kuşkusuz bu hal, bedensel bir olgu olup hiç de hayra alamet değildir.
Biraz önce aktardığımız hadis-i şerîfler bizi şu soruları sormaya yöneltmektedir:
• Allah’ın Peygamberi, Abdullah oğlu Hz. Muhammed bir sağlık doktoru ya da bir uzman psikolog mudur?!
• Hangi üniversiteden mezun olmuştur?! Bütün bu bilgiyi ve ilmi nereden elde emiştir?!
Bu sorular karşısında uzun süre suskun kalamıyoruz. Zira derhal Kitap’tan, hikmet ve hamd sahibi Allah’ın peyderpey indirdiği, ne önünden ne de arkasından bâtılın kendisine asla yaklaşamadığı Kur’an-ı Kerîm’den bize cevap geliyor. Allah-u Teâlâ şöyle cevaplıyor bu soruları:
“O hevasından (keyfinden) konuşmaz. O’nun konuşması kendisine vahyedilenden başkası değildir. Çünkü onu kuvvetlinin kuvvetlisi (Cebrail) öğretti.”
Öfkenin çeşitli pek çok sebebi vardır.
İnsan yaşayan bir canlı olup çalıştığı, çaba sarfettiği ve insanlarla ilişkilere girdiği sürece çarpmalara ve sıçramalara hedef olmaya devam edecektir. Bu da onun psikolojisine sevinç, mutluluk ve üzüntü, keder ya da öfke olarak yansıyacaktır.
Bu ruh halleri, öncelikle kişinin iç dinamik güçlerine ve ikinci olarak da olay ve kişilere bağlı olarak sertlik-şiddet veya nitelik-nicelik bakımlarından farklılık arzeder.
Son Tarifler
Son Yazılar
- Sevgiye dair
- İtaat ve muvaffakiyet
- Kur'an kursu öğrencisiyle Amentü sohbeti üzerine..
- Işıkla yıkanabilmek
- Hulusi Yahyagil
- Sen’in aynaların değil miyiz?
- Neden ağlıyorsun?
- Katından bir güç, bir tutamak bahşet!
- Gel ey şifa!
- “Ya Rabbi! Yalnızım, hastayım, garibim”
- Hayrettir göğe açılan pencere
- Efendimiz, fıtrî hayatın talimcisidir
- Bu ders bize yeter
- Ana Bizim Nemiz Eksik
- 8. Türkçe Olimpiyatları Şiir İkincisi / Bülbül
- Gençliğin Sırrı
- Bir gözyaşı
- Ruhun ve imanın zaferi