Bayram yaptığımızı zannediyoruz

A. Rahman Zâhit Bey'in Makedonya'daki kurban hatıraları ile ilgili anlattıklarına devam ediyoruz:

Kurban kesmek için insanlardan vekalet almanın son günleri gelmişti. Önceden alınan büyükbaş hayvanlar, verilen vekalet hisselerine bölününce vekalet alımı durdurulmuştu. Ama geç kalan bir vatandaş vekalet vermek için geldi ve vermek istedi. Fakat arkadaşlarımız "Artık biz alamayız, yerimiz yok." deyince adam, "Demek ki siz gerçekten kesiyorsunuz." diyerek güven ve itimat kazanarak oradan ayrılıyor. Büyüğümüz de bu olay üzerine teşekkür ediyor. "İşte böyle olmalı." diyor.

Kimsesiz çocuklar yurduna Cevat Ağabey et paketi götürüyor. Müdür "Buranın tarihinde bu zamana kadar, böyle bir şey olmadı. Bunun için mutlaka size bir madalya töreni yapmalıyız." diyor.

Bir vatandaş geçerken kurban kesim yerini görüyor ve yaklaşıyor. "Ne yapıyorsunuz?" diye soruyor. "Kurban kesiyoruz." diyorlar. "Ama kurban kesme günü dün değil miydi? Ben dün kesmiştim." "Hayır, diyorlar dün arefe idi, kurban kesme günü bugün." Adam pazara gidip tekrar bir kurban alıp kesiyor.

Hizmetleri yeni tanımaya başlayan Kalkandelen eşrafından birisi üç büyükbaş hayvan alıp kesim yerine getiriyor. Orada aşk-şevkle koşuşturmayı görünce "İşte yıllardır benim aradığım hizmet bu!" diyor ve ekliyor: "Ömrüm boyunca ilk defa kestiğim kurbanımdan vicdanen bu kadar huzur buldum."

Bir grup ağabey tarafından bir fakire et götürülüyor. Bakıyorlar ki fakirin o eti pişirecek hali de yok. Geri getirip kendi evlerinde pişiriyor ve öyle götürüyorlar.

Esnaftan Cevat Bey, medrese bitirmiş hoca birisinden vekalet istiyor. Fakat adam duyunca çileden çıkıyor. "Olmaz bu vekaletler, onlar kurbanı kesmiyor, paraları cebe atıyorlar, sizi kandırıyorlar..." diyor. Cevat Bey'in çok ağırına gidiyor ama yine de bayramlaşmak için ziyaretine gidiyor. Kapıyı hanımı açıyor. Yengenin bayramını tebrik ettikten sonra hocayı soruyor. "Hoca hastanede!" diyor. "Geçmiş olsun, hayırdır inşallah, nesi var?" diye soruyor. "Aldığı kurbanlığı kesmek için garajın kapısını açıyor. İşte ne olduysa o an oluyor. Hayvan büyük bir hışımla saldırıyor. Bizimki gözlerini hastanede açıyor." diye cevap veriyor.

Bayram günlerinde ağabeylerin takım elbiselerini değil de iş elbiselerini giyerek fakire yoksula hizmet yarışına girmesi halk tarafından takdirle karşılanıyor. Damadı Hakan Bey'i böyle bir koşuşturmada gören kayınpederi, "Biz bayram yaptığımızı zannediyoruz. Bizimki eğlenme, hoş vakit geçirme. Asıl bayramı yoksula, fakire bayram yaşatan, onları sevindiren sizler yaşıyorsunuz, seneye size bir büyükbaş kurban vereceğim." diyor.

Bansko köyü 450 hane. 200 hanesi Müslüman. Çok çok fakirler. Ağabeyler kurban kesmek için köye gidince "Biz köy olarak kurbanımızı kestik." diyorlar. "Ne kestiniz?" diye soruyorlar. "Bütün cami cemaati aramızda para toplayıp 'bir koyun' kestik." diyorlar.

Aynı köyde etler dağıtılıyor. Son poşet kalıyor. Abiler bir kapıyı defaatle çalıyor, açan olmuyor. Bırakıp başkasına götürüyorlar. Biraz sonra 70 yaşlarında yaşlı bir kadın nefesi tıkalı bir vaziyette soluk soluğa geliyor. "A be evladım o verdiğiniz ete çok ihtiyacım vardı, yetişemedim ne talihsizim." diyor ve ekliyor: "Oğlum bir dahaki sene geldiğinizde lütfen beni de unutmayın, ne olur."

O anda verecek kurban eti olmadığı için hemen gidip sırf onun için başka yerde kesilen kurban etlerinden alıp getiriyorlar.

Share/Save/Bookmark